0

Hemen şimdi

4/11/2009 tarihinde yazıldı.
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Dünya değişti. Haberleşme artık değişik yollardan yapılıyor. Çarpık haber iletme teknikleri gelişiyor. Göç, tüm dünyada hayatta kalmanın başlıca çaresi oldu günümüzde. Tarihteki en korkunç soykırımın mağdurlarının kurduğu ulusal devlet, kesin bir ifadeyle faşist oldu. Ulusal devletler genel olarak siyasi önemlerini kaybedip köleleşerek dünyanın yeni ekonomik düzenine hizmet eder duruma geldi. Üç asırlık geniş ufuklu siyası sözcük dağarcığı süprüntü oldu. Uzun lafın kısası günümüzün küresel iktisadi ve askeri tiranlığı tesis edilmiş bulunuyor.

Öte yandan bu tiranlığa karşı yeni direniş yöntemleri de keşfediliyor. Başkaldıranlar artık itaatkar olmaktan çok, başına buyruk. Yükselen muhalefet hareketlerinde merkezi otoritenin yerini kendiliğinden oluşan beraberlikler alıyor. Uzun erimli programlar yerini, belirli konular etrafında acilen oluşturulan ittifaklara bırakıyor. Sivil toplum, siyasi direnişin gerilla taktiklerini öğrenmeye ve uygulamaya başlıyor.

Günümüzde adalet arzusu büyük bir çeşitlilik gösteriyor. Demem o ki, haksızlıklara karşı mücadeleler, hayatta kalabilme, öz-saygnın korunabilmesi ve insan hakları için verilen mücadeleler asla acil talepleri, örgütlenmeleri ya da tarihsel sonuçları açısından değerlendirilmemelidir. Bunlar "hareketler"'e indirgenemez. Bir insan kitlesinin hep birlikte belirli bir amaca yönelmesi anlamına gelen hareket, sonuçta başarılı ya da başarısız olabilir. Ne var ki, böyle bir tanımlama, sayısız kişisel tercihi, hesaplaşmaları, ilhamları, fedakarlıkları, yeni istekleri, kederleri ve nihayet hareket esnasında oluşan ve dar anlamda harekete özgü olan anıları gözardı eder ya da kaale almaz.

Hareketin vaadi, gelecekteki zaferidir; oysa rastlantıya bağlı durumlarda vaat anlıktır. Böyle anlar, ister hayat koşullarını iyileştirsin ister felaketle sonuçlansın, eylem içinde özgürlük deneyimleridir. Bu gibi anlar -hiç bir tarihsel sonucun asla olmayacağı denli- aşkındır. Spinoza'nın ifadesiyle, ebedidir, sonsuzluğa açılan kainattaki yıldızlar gibi sayısızdır.

Her arzu özgürlüğe yol açmaz, ama özgürlük bir arzunun tanınması, seçilmesi ve peşine düşülmesi yolunda bir deneyimdir. Arzu sadece bir şeyi elde etmekle sınırlı olmayıp, bir şeylerin değişme sürecini de kapsar. Arzu bir eksiklikten kaynaklanır. Şu andaki bir eksiklikten. Özgürlük bu eksikliğin tatminini içermez ama önemini teslim eder.

Günümüzde sınırsızlık yoksullardan yanadır.

Emirgan / 2009

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır